Bundan yaklaşık 9 yıl önce izlediğim ve şu anda tüm duygularımın yerli yerinde olduğu film Uçurtmayı Vurmasınlar. Küçücük yüreğinde aslında nice büyük duygular taşıyor Barış. Sevinci ve hüznü en gerçekçi şekilde bizlere yansıtıyor. Fazla söze gerek yok izlemek lazım.
Barış henüz algılayamadığı bir garip dünyanın içinde, her yanı soğuk ve sağır duvarlarla çevrili bir hapishane avlusunda gökyüzünü ve özgürlük uçurtmalarını gözlemektedir. İnci Abla’sı, Özgürlüğüne kavuştuktan sonra bir gün uçurtma olup geri döneceğine söz vermemiş midir?
Şerif Erginbay tarafından 20 Mayıs 2010'da yazılan bu şiir, Soma'daki faciayı en iyi anlatan dizeler belki de.... Yüreklerimiz yangın yeri, acımız büyük....
IŞIĞIM SÖNDÜ
Karıcığım hoşçakal, ışığım azalıyor,
Yanımda ölü arkadaşlarım.
Artık kömür kokulu ekmekler getiremeyeceğim sanırım.
Buraya kadarmış çocuklarım, hoşçakalın,
Hakkınızı helal edin; anacığım, babacığım.
Işığım azalıyor, hoşçakalın..
Üstüme değil içime çöken ocağın sessizliğinde
Tek tek seslerinizi duyuyorum, yüzlerinizi görüyorum, Işığım azalıyor, soluğum azalıyor, biliyorum,
Yavaş yavaş dünyanın kara kalbine gömülüyorum.
Işığım söndü, işte gidiyorum..,
Ah, en çok da şimdi, bir bilseniz
Nasıl da bulutları, ağaçları, gökyüzünü özlüyorum.
Işığım söndü.. hoşçakalın, arkadaşlarım çoktan gitti,
Artık ben de gidiyorum...
Hüzne dalıyor yine akşamlarım. Sensizliğin geçmek bilmeyen akşamları oluyor hep. Bırakıp gidişlerinin yıl dönümlerini yaşıyorum. Unutulmak denen kelimeyi yüreğimin en ücra yerlerinde filizlendirip duruyorum. Ben sessizliğimle dost olmaya uğraşırken kalbimdeki acıyı hissediyorum her saniye. Küçücük ses kırıntılarında seni bulmayı, seni duymayı özlüyorum. Ölüm kokuyordu gözlerine son baktığımda. Yüreğimiz ölümlere alışmak zorunda mıydı?Biz birbirimize muhtaçtık. Oysa sen giderken ölüm bize muhtaç olmuş gibiydi.
Bu pazartesi artık 70. bölümünü izleyeceğimiz Karadayı dizisi neler anlatmadı ki.. Aşkı, acıyı, arkadaşlığı, umudu önümüze en duru haliyle koydular. Biz bu 70 bölümde kendimiz olduk biraz, özgürlüğe hasretle sarıldık, aşkı en güzel haliyle hissettik. Tamam artık her şey güzel derken, en mühim yerimizden yaraladılar hep, kalbimizden çokça yaralandık. Umudu yüreğimizin en güzel yerinde filizlendirdik. Vel hasıl kelam Karadayı unutulmayacak bir dizi.
Ama dizi de her şeyden önemlisi Nazif babamız ve şiirleri ayrı bir yerde benim için. Ne vakit bir şiir okur da yüreklerimiz şenlenir diye beklerim.
Tabi bu konuda Mahir ve Feride'nin de hakkını vermek gerek. Aşkı bir başka güzel yaşarlar. Ben Sana Mecburum şiiri onlarla ayrı bir güzel oldu.Unutulmaz şiirlere birer ses oldukları için hepsine müteşekkirim.
İlk sezonun şiirlerini de biraraya toplamışlar çok güzel olmuş.
Ama benim en sevdiğim şiir tabiki de; HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM...
Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard- arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül- gürül akan bir dünya... Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana Bir bu yana... Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara, Akan yıldıza, Bir kibrit çöpüne varana, Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamlardan, Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni... Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini...