Umudumu senin hayalinle körüklüyorum. Gidişin yüreğimi yangın yerine çevirip talan etti. O günü unutamam. Hani hiç beklemediği yerinden vurulur da insan ne yapacağını, nasıl davranacağını bilemez öyle bir haldeydim. Gidişinden beri nasıl yaşıyorum ki ben. Senin hayalinle dolu rüyalarım. Önce güzel bir rüyadan gidişinle kabusa dönüyor rüyalar. Umut diyorum, sabır. Bu iki kelimeden güç alıyorum. Ve hala sana dair içimde bir şeyler varsa umudum sayesinde. Umut ne kadar mükemmel bir kelime oluyor içimde. Umut ederek yaşıyorum. Döneceğini büyük bir sabırla bekliyorum. Yokluğun canımda keskin bir acı. Ne tarafa dönsem o taraftan saldıran bir düşman gibi. Dayanıyorum, ne kadar acı olursa o kadar yoğun hissediyorum. İnsan en çok neye dayanır, diye bir soru geçiyor aklımdan. Yokluğuna mı dayanıyorum yoksa varlığına mı? Yokluğuna dayanmaya çalışsam da, ben en çok varlığından destek alıp, hayata tutunuyorum. Ayrılık ne hüzünlü bir kelime oluyor cümlelerime. Dudaklarımdan dökülmesine izin veremeyeceğim kadar hüzün kokuyor. İnsan en çok sevdiğinden ayrılırmış derlerdi. Neden demeye korkuyorum. Ben ayrılıktan korkuyorum. Ben senden ayrılmış olmaktan korkuyorum.
Bu yazıyı yazdıktan bir kaç gün sonra Mevlana'nın şu cümlesiyle karşılaştım:
"Bir yandan korkun bir yandan umudun varsa iki kanatlı olursun; tek kanatla uçulmaz zaten."
Güzel..
YanıtlaSilteşekkürler :)
Sil